Anasayfa
25 Kasım 2017 ( 42426 izlenme )

Nurettin Demirtaş: Kandil’de bir Mhp’li

Bahçeli yıllardır söylüyor, Soylu da koroya dâhil oldu; “Kandil’e bayrak dikeceğiz, orda oturup çay içeceğiz” diyorlar. Bu tarz propagandaya kimse yabancı değil. 2008 yılında aynı hevesi Zap’a girme konusunda geliştirmişlerdi. Sonuç, gerillanın dediği gibi “suvar hatın peya çûn!” Hadi diyelim ki hasbelkader girdiler, o zaman ne olur? Bunu da 1997 yılında yine Zap’a saldırdıklarında gördük:

Öncesinde MED TV’de “Zap Cumhuriyeti” adıyla bir program yayınlanmıştı. Bir şikeftte gerillalar turşu hazırlıyorlar. Turşuyu yapan kadın gerillanın adı Hacer. Operasyonda o şikeft Türk askerlerinin eline geçince duvara bir yazı yazmışlardı: “Biz geldik turşucu Hacer nerede?“

Mehmetçik basın bu yazı üzerine o kadar çok propaganda yapmıştı ki böylece herkes duymuştu. Fakat bir gün sonra operasyonu yöneten kurmay ekibin helikopteri gerilla tarafından vurulmuş ve hepsi ölmüş, operasyon bitmiş, o şikeft de tekrar gerillanın eline geçmişti. Gerilla duvardaki hakaret yazısının altında kalır mıydı hiç? MED TV’de izlemiştik: Gerillalar Türk askerinin duvara yazdığı yazıya cevap niyetine askeri-siyasi mesajlarla yüklü unutulmayacak bir cümle yazmışlardı: “O şimdi füzeci!”

Geçen yıl, hatta bu yıl tekrar denediler. Tüm denemeleri Sarıkamış seferini hatırlattı. Fakat bu aç tavukların hayalini bir MHP’li tek başına gerçekleştirdi! İnanamayacaksınız ama nihayet Kandil’e bir MHP’li geldi. Can güvenliğinden dolayı ismini vermeyeceğim, sadece misafir diyeceğim. TC vatandaşı, Türk ve MHP üyesi bu misafir, Devlet Bahçeli’nin yıllardır nakarat haline getirdiği Kandil’e girme meselesini kafasına takmış ve “Bahçeli’nin gideceği yok, ben gideyim” deyip yola düşmüş.

Öncelikle misafiri cesaretinden dolayı kutladım. Sohbet sırasında kendisine kuru Bağdat hurması ikram edince bir arkadaşın “heval bize de hurma vermen için faşist mi olmamız gerekiyor?” diye espri yapacağı kadar sıcak bir ortam oluştu. Kişisel sorulara samimi cevaplar veren misafir faşist parti ile ideolojik köprülerini yıktığını, sadece psikolojik ve kişisel dostluk ilişkilerinin kaldığını gösterdi.

Buraya kadar nasıl geldiği asıl merak konusuydu. Tane tane anlattı. Misafire yol gösteren bir Kürt’tü. Ondan çok etkilenmişti. Özverili bu Kürt sayesinde Kürt halkına karşı önyargılarını sorgulamaya başlamış; ne mi olmuş?

Bu misafir bir gün tüm işini kaybetmiş, iflas etmiş, borç batağındayken “ülküdaşlarının” yardımını istemiş, malum tüm kapılar yüzüne kapanmış. Ailecek çok zor durumdayken iş vesilesiyle tanışmış olduğu bir Kürt arabasının anahtarını hiç tereddüt etmeden vermiş, satıp nefes almış. Öylece senetsiz-sepetsiz arabasını verdiği için şaşırmış ama işin içinde insaniyet dışında bir hesap olmadığını görünce Kürt halkına düşmanlığını bitirmiş. Gel zaman git zaman Kandil merakını yenmek için tekrar bizim Kürdü bulmuş. Mesele bu kadar.

Misafirliğinden memnun ayrıldı. Kandil’de gördüklerini Bahçeli’ye anlatmış olsaydı o nakaratı bir daha tekrarlamazdı. Fakat candır bu öylece kurtların önüne atılmaz ki! Elbette gidip anlatamazdı. Bilinen sebeplerle Bahçeli’yle tanışırız. “Kişisel merakı varsa gelsin onu da gezdireyim, korkmasın onlar gibi tutuklamayız” diyebilirdim ama o kadar çok kana bulaştılar ki artık misafir de olamazlar.

Bu faşist güruhun iktidar hevesleri yüzünden akan kan durdurulmadıkça Kandil hep kâbusları olacaktır. Oysa misafir olmaya aday olabilirlerdi, şayet Kürdün misafirperverliğine karşı kadirşinas olmayı bilselerdi! Ama geçti artık. Şimdi sadece kürdün öfkesini tanıyacaklar…

-Y.Özgür Politika-

Bunlar da İlginizi Çekebilir