Anasayfa
10 Eylül 2019 ( 495 izlenme )

Kalın'dan HDP açıklaması: Annelerin başlattığı direniş...

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Suriye'de "güvenli bölge" konusunda ABD ile ortak hava ve kara devriyelerinin yapılmasının yeterli olmadığını savunarak "Bizim askerimizin ve uzmanlarımızın sahada olması ve oralardaki gelişmeleri teyit etmesi gerekiyor. Bu bir oyalama taktiğine dönerse, güvenli bölge terör örgütüne yeni bir güvenli bölge haline dönüşürse Türkiye Cumhuriyeti hareket kabiliyetine sahiptir" diye konuştu.

Kalın'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

"Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Fuat Oktay Bey'in icraat programıyla ilgili bir sunum oldu. Konulan hedeflere yüzde 95'ler oranında ulaşıldığı tespit edildi. Cumhurbaşkanlığı sistemi vatandaş odaklı, rasyonel odaklı bir sistem. Halkoylamasıyla kabul edilen bu sistem 1 yılını tamamladı. 1 yıllık yeni sistemde hangi alanlarda başarılı olduk, hangi alanlarda yeni adımlar atılması gerekiyor bununla ilgili sayın Cumhurbaşkanımız değerlendirmelerini yapacak."

DİYARBAKIR'DA HDP ÖNÜNDEKİ EYLEM

"Son günlerde Diyarbakır'da çocukları dağa kaçılan annelerin başlattığı direniş, feryat dalga dalga topluma yayıldı. Bugün itibarıyla ailelerin saylısı 20'ye yaklaşmış durumda. Annelerimizin bu cesareti göstermesi önem arz ediyor."

"Yaklaşık 13-14 gündür devam eden bu son derece önemli hadiseye uluslararası basının duyarsız kalması son derece dikkat çekicidir. Uluslararası basın kuruluşların sessizlik ve kasıtlı bir ihmal içerisinde olması dikkat çekici. Bu bizim kararlılığımızı, duyarlılığımızı hiçbir şekilde etkilemeyecektir."

'GÜVENLİ BÖLGE' VE 'MÜLTECİLER'

"Fırat'ın doğusunda yaşanmakta olan hadiseler öncelikli gündem maddesi olarak yer alıyor. ABD ile adımlar hızlı bir şekilde atılıyor. Bildiğiniz gibi kara devriyesi yapıldı. Daha önce helikopterlerle hava devriyesi yapılmıştı. Güvenli bölge konseptini doğru anlamak lazım. Türkiye'nin sınır güvenliğini sağlamak ikincisi de mültecilerin gönüllü ve güvenli bir şekilde kendi köylerine ve kasabalarına dönecekleri yerler anlamında güvenli bölgeyi kastediyoruz."

"Mülteci meselesi sadece Türkiye'nin meselesi değildir. Bu konuda uluslararası toplumun harekete geçme vakti çoktan geçmiştir. Artık Batı'nın elini taşının altına koyması gereklidir."

İDLİB VE ERDOĞAN'IN BM'DEKİ TEMASLARI

"Astana ve Cenevre sürecinde Türkiye aktif ve merkezi rol oynamaya devam ediyor. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımızın da ifade ettiği gibi Münbiç'e benzer oyalama, hedef saptırmaya müsaade etmeyiz. Fırat'ın doğusunda yapılması gerekenler bellidir. Sürecin hızlandırılması gerekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın BM temaslarında önemli gündem maddesi bu konu olacaktır. İdlib konusu da dünyanın gündeminde olmaya devam ediyor. Oradan Türkiye'ye gelebilecek yeni bir göç dalgasının tedbirleri yerinde alması gerekiyor. Uluslararası toplum yeni bir göç dalgasını önlemek istiyorsa insani ve finansal anlamda sorumluluğunu yerine getirmesi gerekir."

ABD TİCARET BAKANI'NIN ZİYARETİ

"Sayın Cumhurbaşkanımız ABD iş heyetini kabul etti. İki başkanın 100 milyar dolar olarak koyduğu hedeflere nasıl ulaşabileceği belirtildi. ABD gibi dünyanın en büyük ekonomisi ile Türkiye ekonomisi arasındaki ticari potansiyel 100 milyar dolar hedefine ulaşmak için savunma sanayi, gıda, tekstil alanında çalışmalar devam ediyor."

4 MİLYONA YAKIN SURİYELİ VAR

"Sayın Cumhurbaşkanımız güvenli bölge meselesini Obama döneminde gündeme getirmiş ve Avrupalı liderlerle paylaşmıştı. O zaman herkes 'iyi fikir' dedi ama kimse adım atmadı. Sonra terör örgütleri buraya gitti, DEAŞ'tan PYD/YPG'ye kadar. Binlerce insan hayatını kaybetti. Güvenli bölge hayata geçirilseydi muhtemelen on binlerce insanın hayatı kurtulacaktı. Açık kapı politikası sayesinde Türkiye ülkemizde bugün 4 milyona yakın Suriyeli var. Bu insanlar keyfi olarak ülkelerinden buraya piknik yapmak için gelmedi. Ölümden, varil bombalarından, toplu infazlardan kaçtı geldi. Bu politika sayesinde Türkiye onbinlerce insanın hayatını kurtarmıştır. Hama, Halep, İdlib ve başka yerlerde o bombalara maruz kalsalardı muhtemelen bu insanlar da hayatını kaybedecekti."

'OYALAMAYA DÖNÜŞÜRSE TÜRKİYE HAREKET KABİLİYETİNE SAHİP'

"Hava ve kara devriyeleri doğru, güzel ama yeterli değil. Sahadaki gelişmeleri teyit edebilmek için askerimizin ve uzmanlarımızın mutlaka sahada olup oralardaki gelişmeleri teyit etmesi gerekiyor. Her bağımsız ülkenin doğal hakkıdır bu. Bizim askerimizin kara anlamında oraya girmesi, devriyeleri tamamlayıp, güvenliği sağlayacağı tedbir alması konuşulan konular arasında. Bu bir oyalama taktiğine dönerse, güvenli bölge terör örgütüne yeni bir güvenli bölge haline dönüşürse, 30-40 km. ötesinde oluşturursa Türkiye Cumhuriyeti hareket kabiliyetine sahiptir."

Bunlar da İlginizi Çekebilir